Partinin seçmen tabanı CHP''nin sollaşmasına engel

Bir yanda Hüseyin Aygün’ün bir yanda da Birgül Ayman Güler’in söylemleriyle somutlaşan derin çatışma CHP’yi beklenenden daha erken bir yol ayrımı ile karşı karşıya bırakacağa benziyor. Bu durumda ne olur? CHP’den sosyal demokrat bir parti doğar mı?

Yeni Şafak | | 05 Şubat 2013

Kaynak: http://www.yenisafak.com.tr/hayat/partinin-secmen-tabani-chpnin-sollasmasina-engel-471779

Bir yanda Hüseyin Aygün’ün bir yanda da Birgül Ayman Güler’in söylemleriyle somutlaşan derin çatışma CHP’yi beklenenden daha erken bir yol ayrımı ile karşı karşıya bırakacağa benziyor. Bu durumda ne olur? CHP’den sosyal demokrat bir parti doğar mı? 

Öteden beri CHP’nin içinden ya da dışından, evrensel sol değerlerinin taşıyıcılığını üstlenecek bir sol partiye Türkiye’nin ihtiyacı olduğunu dillendiren bir grup aydın ya da siyasetçi olageldi. CHP’nin “Sollaşması” meselesi bugün ya da Kılıçdaroğlu’nun gelişi ile doğmuş bir mesele değildir. Bu mesele CHP’nin tarihi içerisinde oldukça eski bir meseledir. Ancak bugün gelinen noktada CHP’nin sollaşması sadece ilkesel bir mesele olmaktan çıkmış sürekli yaşanan seçim yenilgileri ve başarısızlıkların ürettiği sorgulamaların sonucu olarak araçsal bir anlam kazanmıştır. Yani mesele Türkiye’de sol politikalara ihtiyaç var mı sorusuna verilmiş gerçekçi cevaplar olmaktan öte CHP’nin iktidar olması için sosyal demokrat olması lazım ezberine dayanmaktadır. Peki CHP’den sosyal demokrat bir parti doğar mı? Bunun mümkün koşulları var mı? Peşinen söyleyeyim: Bana göre hayır. Öncelikle CHP’nin müktesebatı sosyal demokrat bir parti olmasına izin vermeyecektir. CHP, kurumsal geleneği, tarihi, ve kurumsal hafızası ile içinde doğacak bir sosyal demokrat partiye izin vermez.

Çünkü CHP “Atatürk’ün kurduğu Partidir.” “Devleti Kuran Partidir.” Hemen her CHP’linin övünç duyduğu bu tarafıyla CHP sosyal demokrat bir parti olabilmenin ontolojik temelinden  yoksundur. Hem CHP’nin kuruluş amacı hem Cumhuriyet Türkiye’ sinde devletin örgütleniş biçimi ve hem de CHP’nin uzun kurumsal tarihine bakıldığında CHP’nin bir sosyal demokrat partiye dönüşmesinin koşulları bulunmamaktadır.

CHP Cumhuriyet’in kuruluşu ile devletle özdeşleşmiş bir partidir. Atatürk’ün kurduğu ve devleti kuran parti olmak ve bu varoluşsal temele övünçle atıfta bulunmak zorunlu olarak CHP’yi ulusçu ve devletçi bir kategoriye itmektedir. Cumhuriyeti kuran kadroların yeni bir ulus yaratmak ve bu ulusu muasır medeniyetler düzeyine ulaştırmak için tercih ettikleri yol otoriter ve totaliter bir modernleşme olmuştur. Bu yol zorunlu olarak seçkinci, otoriter ve halktan kopuk bir yoldur. Çünkü temel amacı bütün kimlik kodları ve farklılıkları ile bu halktan tamamen yeni ve türdeş, bir ulus yaratmaktır.

Çok partili hayata geçişimize kadar bu otoriter Kemalist modernleşmenin en önemli aktörü CHP olmuştur. Çok partili siyasal hayatımızda da CHP kısa bir dönem hariç genel itibariyle bu Kemalist modernleşme çizgisine sahip çıkmıştır. Bugünde yaşanan bu tartışmalara rağmen CHP kendi tarihi ile yüzleşmek, otoriter modernleşmeciliğin sonuçları olarak yaşattığı acılara dair bir özeleştiri süreci üretmekten kaçınmaktadır.

CHP hala tüm kanatlarıyla Kemalist modernleşme çizgisini savunmaktadır. Hâlbuki Kemalist modernleşmenin düşünsel kaynağını oluşturan pozitivizm batıda artık arkaik bir gelenek haline dönüşmüştür. CHP bu paradigmatik değişimi dahi göremediği için Kemalizm savunuculuğu ile 19. Y.Y.’ın fikir dünyası içinde yaşamaktadır. Aslında bu yapısı ile eski bile değil ancak arkaik olabilir.

CHP’nin bu ontolojik temeli onun geniş tarihi içinde başka bir hastalıkla malul olmasına yol açmıştır. O da meşruiyet kaynağı olarak halkı ve onun değerlerini değil devleti ve onun resmi ideolojisini görmektir. CHP ye egemen olan nosyon halkı bir meşruiyet kaynağı görme konusunda problemlidir. Zaman zaman devletin vesayetçi kurumlarına ve orduya yapılan atıfta bunun kanıtlarından biridir. Bu nedenle CHP kendisi ile ilgili meşruiyet problemini “Atatürk’ün kurduğu parti” “Devleti kuran parti” yargılarına dayanarak aşmayı tercih etmektedir. Oysaki demokrasilerde meşruiyetin yegane kaynağı halktır. Ancak otoriter ve totaliter sistemler meşruiyet aracı olarak karizmatik kurucu lidere ve resmi ideolojiye yaslanırlar.

Kaldı ki Atatürk’ün kurduğu parti olmak demek ne demek? Diğer partilerin Atatürk’e rağmen kurulduğu iddiasını mı taşımaktadır bu yargı. Ya da bir şeyi Atatürk’ün kurmuş olması, o şeyin mutlak olduğu anlamına mı gelmektedir? Dokunulmaz bir kutsallık mı taşımaktadır? CHP’yi sorgulamak Atatürk’ü sorgulamak mıdır; ya da CHP’ye karşı olmak Atatürk’e karşı olmak mıdır? Atatürk sadece CHP’ye ait bir değer midir? CHP dokunulmazlıklardan yakınmasına rağmen, bu iddiasıyla en büyük kurumsal ve ideolojik zırha bürünmektedir. Dokunma yanarsın. Bana dokunmak Atatürk ve devlete dokunmaktır. Öte yandan devleti kuran parti olmak iddiası devleti biz kurduk, sahibi de biziz siz kim oluyorsunuz seçkinciliğidir.

Dolayısı ile CHP’nin kurumsal kimliğine içkin bu devletçi, seçkinci, pozitivist nosyon CHP’den özgürlükçü, değişimci ve sosyal adaletçi bir partinin doğmasına izin vermez. CHP’nin kurumsal müktesebatı CHP’nin sollaşmasını isteyenlerin bir hayalet gibi peşini bırakmaz.

Diğer taraftan Türkiye’de özgürlük, eşitlik ve adalet taleplerinin siyasal temsili ile ilgili bir boşluk yok. İslam ülkelerinde bu taleplerin siyasal temsili İslamcı partiler tarafından karşılanmakta ve bu da İslam dünyasının sosyolojisine uygun bir durum üretmektedir. Kaldı ki İslam dünyasında toplumların zihni, ve yaşamları üzerinde dominant belirleyen olarak dinin varlığı, seküler adalet, özgürlük ve eşitlik taleplerini tabansız bıraktığı gibi sol partileri toplumlarına yabancılaştırmaktadır.

Mühendislik çabaları ile parti üretmek pozitivist geleneğin sonucudur. Pozitivist çabalarla  üretilen partilerin varlıklarını sürdürmelerinin mümkün yolu da ancak otoriter ya da totaliter bir yönetim biçimiyle mümkün olacaktır. Demokratik zeminlerde mühendislik çabalarıyla üretilmiş partilerin varlıklarını sürdürmeleri ve meşruiyet üretmeleri mümkün değildir. Çünkü partiler toplumsal ve siyasal taleplerin örgütlü ifadeleridir.Dolayısıyla partiler ancak toplumsal taleple var olabilirler. Yani bir de sol partimiz olsun demek 12 Eylülcülerin bir sağ bir de sol parti kurduralım demesiyle aynıdır.

Sorulması gereken soru Türkiye’de sosyal adaletçi politikalara mı bir sol partiye mi ihtiyaç olduğudur. Eğer bu soruyu ihtiyacımız olan bir sol partidir diye cevaplandırırsak bunun anlamı sadece iktidar da bulunan kadroların yerinde biz olalım demektir. Yani yönetimden mevcut kadrolar değil biz pay alalım anlamı çıkar buradan. Çünkü AK Parti Türkiye’de cumhuriyet tarihinde hiçbir hükümetin yapamadığı kadar sosyal politikalara pay ayırmış bir partidir. Kaldı ki, demokratikleşme, sivilleşme, vesayetin geriletilmesi ve eşitlikçi politikalar açısından AK Parti’nin Türkiye’yi getirdiği yer tartışma kabul etmeyecek kadar açıktır.

Öte yandan CHP’nin uzun tarihi içinde çok sıklıkla CHP’nin bir sol parti mi, sağ parti mi olduğu, devrimci mi, muhafazakâr mı olduğu tartışılmış ve evrensel solun değerleri açısından bakıldığında CHP sol ve devrimci bir parti olmaktan çok sağ ve muhafazakar bir parti olarak görülmüştür.  Türkiye’de MSP’de dâhil İslamcı siyaset geleneği de genellikle sosyal adeletçi ve özgürlükçü bir çizgide değerlendirilmiştir. Hatta Numan Kurtulmuş öncülüğünde kurulan Has Parti, bu tanımlamayı kabullenmemiş olmalarına rağmen siyasal tezleri ile “Müslüman sol” bir parti olarak değerlendirilmiştir. Türkiye’de kentlerin varoşlarını oluşturan yoksul kitlelerin 90’lı yıllarda CHP’yi değil RP’yi ve bugünde AK Parti’yi tercih edişleri hem AK Parti’nin bu sosyal adaletçi politikaları ve hem de toplumun değerleriyle uyumlu oluşu nedeniyledir. CHP’nin seçmen tabanı daha çok yüksek öğrenim görmüş, emeklilik yaşına yakın, eski memur, gelir düzeyi ortanın üstünde, profesyonel meslek sahipleri, laikler ve Alevilerden oluşmuştur. Bu seçmen tabanından da bakıldığında Türkiye’de sosyal demokrat bir partinin varlık şansı oldukça zayıf olmakla birlikte CHP’nin sollaşması ise pek mümkün görünmemektedir. En azından bu seçmen tabanı CHP’nin gerçek bir sol parti olmasına izin vermez. Dolaysı ile CHP’de işi zor olanlar CHP’yi sollaştırmak isteyenlerdir.