Sağ İslam Olur mu?

Peşinen söyleyeyim İslam’ın soldan okunması ya da sol İslam gibi bir yaklaşım biçimiyle işim yok. Ancak Türkiye’de son dönemde yaşanan Sol – İslam, İslamın Sol yorumu vb. tartışmalarda trajik bir tarafın olduğunu düşünüyorum.

Bu ülkede Arap – İslam aleminin aksine İslam ve sol Nurettin Topçu’yu dışarıda tutarsak hemen hemen hiç birlikte anılır olmamıştır. Bugünde İslam ile sol arasında belirgin bir yakınlık ve birliktelik görmek küçük ve marjinal istisnalar dışında kolay değildir.

Oysaki Türkiye’de başından beri İslam ile birlikte anılan hep sağ olmuştur. İslam genellikle sağcılık üst kimliği içinde değerlendirilmiştir. Dindar insanlar muhafazakar olarak tanımlanmıştır. Milliyetçi – Muhafazakar – Mukaddesatçılık adeta Müslümanlığın meşrulaştırıcı ikinci adı olmuştur. Türklük ile İslamlık arasında telifler oluşturulmuş neredeyse MHP Türklüğün baskın olduğu İslamlık, MSP ise İslamlığın baskın olduğu Türklük olmuştur.

Bugünde İslamcı geleneğe yaslanan AKP kendini tanımlarken sağ üst kimliği içinde değerlendirilen bir biçimde muhafazakar demokrat olduğunu söylemektedir.

Ne yazık ki soğuk savaş dönemi Türkiyesinde anti – komunist, Amerikacı politikaların bir aracı olarak milliyetçi ve dindar kesimler anti – kominizm ortak paydası altında birleşmişlerdir.

Bu açıdan bakıldığında 70’lerin sonu hatta 80’lerin başına kadar Türkiye’de İslamcılık bir sağcılık biçimi olarak milliyetçilikle birlikte varolmuştur. Komunizm; dinsizlik, ahlaksızlık ve Rusya’nın emperyalist emellerinin aracı olarak tanımlanıp Komunizme karşı mücadele, mefkureci öğretmenler, milliyetçiler derneği vb. dernekler çatısı altında milliyetçilikle ortak cephede bir mücadelenin aracı olunmuştur.

N. Erbakan başlangıçta Türk siyasetini tanımlarken sol, sağ ve renksizler olmak üzere üçe ayırmış ve AP’ni renksizler sınıfına sokarken kendilerini hakiki sağcı olarak tanımlamıştır.

Dolayısıyla Türkiye’de İslamın özgün ve bağımsız bir kimliğe sahip oluşu bağlamında bir sol İslam değil sağ İslam sorunu olmuştur. Anti kominizm döneminden kalma eski alışkanlıklarla bugün Sol İslam olur mu diye soracağımıza sağ İslam olur mu diye sorsak daha doğru ve hakiki bir işle uğraşmış oluruz.

Türkiye’de bugün İslamcılık adeta bir kanserli hücre gibi müptezel bir sağcılıkla maluldür. Her dönem kendini yeniden üreten İslamcılıktaki bu sağcılık hem sahih bir İslami düşünce üretmenin ve hemde özgürleştirici bir zihinsel evren oluşturmanın önündeki engeldir.

Sağcılık içinde taşıdığı genetik kodları ile İslamcılığı belirlemektedir. Otoriteye, geleneğe, hiyerarşiye olan inanç, millet, toplum vb. kollektivilere yönelen ilgi, devlet, nizam, intizam ve istikrar arzusu, güç, kudret, zenginlik, ihtişam karşısındaki hayranlık İslamcı zihnin oluşumunuda belirlemiştir.

Türkiye’de sıkça bahsedilen muhafazakarlığın yükselişi; formu İslami muhtevası sağcı bir görünürlükten öte gidememektedir. İslamcılık Türkiye’de ne yazıkki iktidarın ve her türlü iktidar ilişkilerinin çözülmesi yerine iktidarın ve iktidar ilişkilerinin yeni aktörler adına tahkim edilmesinin aracı olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Türk dilini, Türk bayrağını, vatanı, milleti, devleti, orduyu, hiyerarşiyi, istikrarı, lüksü, kapitalizmi kutsallaştıran İslamcılık ancak bir sağcılıktır.

Dolayısıyla öteden beri Türkiye’de İslam sağdan okunmuş, İslamın sağ yorumu yapılmış ve sağ bir İslam baskın olmuştur. O halde sormamız gereken soru İslam sağdan okunabilir mi? İslamın sağ yorumu olabilir mi ve İslam Milliyetçi – muhafazakar ve piyasacı olabilir mi sorusudur. Bu soru İslama soldan bakılabilir mi sorusundan daha hakiki ve daha hayatidir.